İZLENİMLER YORUMCULARINA İTHAF EDİLMİŞTİR

Sergüzeşt-i Televizyon

kosla.jpgEvvelki gün piknik yorgunluğunu evde TV izleyerek atayım dedim. Digitürk’ün başlangıç paketi var, şu 9.90 aylık ödemeli, uydu bizde kalanından. 30 kadar kanal var, eh zaten fazlasını izlemeye kimin vakti var ki? Neyse elimde kumanda yerdeki mindere yanlayıp ne var ne yok bakayım dedim. Öğle saatleri pek evde olmadığımdan ne tür program çıktığını bilmiyorum, hem de onu öğrenmiş olacaktım. Neyse, başladım besmeleyle Show TV’den yukarı doğru, en az 5-6 tane Türk filmine tesaadüf ettim.

frgeik.jpg

Demek bu saatlerde eski Tük filmleri oynuyormuş. İşte buna pek memnun oldum. Zira severim bu fimleri. Hele birinde Kartal Tibet ile Fatma Girik vardı ki, bakmadan geçmek mümkün olmadı. Fatma Girik ile Kartal Tibet evlenecek, Kartal bir tersanede boyacılık yapıyor, kötü bir mafya adamı ise yavuklusu Fatma Girik’e göz koymuş, tersanede Kartal Tibet’e suikast suretiyle onu bertaraf etmeyi planlıyor. Bu amaçla Fatma Girik’in yanında çalıştığı sosyete terzisi hanımı da işin içine katıyor. Malum Türk filmlerinde sosyete terzisi hanımlar birtür randevu evi işletmecisi gibi çalışırlar, zengin ama onursuz insanlara yanlarındaçalışan fakir kızları komisyon karşılığı satarlar. Fakir kız da salak salak sırıtarak dikiş diker, dükkan sahibesine “abla, nikahıma seni de çağıracağım” filan diye saçmalar. Neyse, abla gününü gösteriyor Fatma Girik’e.

puro1.jpg

Tabii arada o kanal bu kanal gezdiğim için filmi tam izleyemedim ama zannedersem Kartal felç oluyor, Fatma kel adamın metresi oluyor, sonra ünlü şarkıcı oluyor, Kartal iyileşiyor ve Fatma’yı kendisiyle sakat olduğundan evlenmediği için hedef tahtasına koyuyor. Sürekli ıstırap içinde bakıyor, nayır, mayır, bağırıp duruyor. Dangalak herif işin içyüzünü sormadan kızı suçlayıp duruyor falan.

hayati.jpg

Öte yandan bir başka filmde çok nadir bir şeyle karşılaştım, bahsetmeden geçmeyeceğim. Hayati Hamzaoğlu’nu bilirsiniz, rahmetli gerçekten “kötü” bir adamdı. Hani bir ara Skubidu çizgi filminde ekipler yarışırken sürekli hile yapıp birinci olan, ama diskalifiye edilen “Gerçek Kötüler” diye bir takım vardı, işte Hayati Hamzaoğlu da gerçek bir kötüydü, Erol Taş eline su dökemezdi. Gün geçmez ki bir filmde ağa olup jönü tekmelemesin, bir başkasında Aliye Rona ile işbirliği edip sevenleri ayırmasın. Kimi zaman bir mafya babası olup Cüneyt’ten sopa yerken bazen köyü soyup soğana çeviren bir zalim efe olarak ortalığı kırar geçirirdi. Hasılı, gerçek bir kötüydü. İşte bu Hayati Hamzaoğlu izlediğim filmde Antep’li kahraman Şahin Beyi canlandırıyordu. Bakın bu benim için bir sürprizdir. Filmde Murat Soydan da vardı, ona da değinelim. Murat Soydan asla bir Ediz Hun, Cüneyt Arkın ayarında birinci sınıf jön olamamıştır. Özellikle ilk yıllardan sonra kafa-vücut dengesi kafası lehine değişince tipi bozulmuştur. Cüneyt Arkın’da bu bozulma çok sonraları, 1985 sonrasındadır. Halbuki bakın 1970′lerin Cüneyt Arkın’ınına? Alain Delon yanında bakkal çırağı gibi kalır. Hele yan duruşu, muzip gülüşü, yaz kış elinden çıkarmadığı deri eldiveniyle gerçek bir fenomendir.

Neyse, lafı uzatmayalım, film aslında bildik bir konuda, Fransızlar Antep’te terör estiriyor, Şahin bey ve adamları da kahramanlık gösteriyor. Filmde bir sürü saçma sapan sahne var ama dediğim gibi, Hayati Hamzaoğlu’nun mevcudiyeti ve iyi adam olması bu filmi benim gözümde günün filmi yapmıştır. 5 üzerinden 2 veriyorum. Kartal Tibet’in filmine ise 5 üzerinden eksi 1 verdim.

soda.jpg

Arada bir sürü reklama rastladım, ya ben salağım, ya Türk halkının kafasında tahta eksikliği var dedirten ilginç şeyler var, bir reklama bir doktora tezi yazılır, öyle işte. İçi ayna gibi çamaşır makinesinin arkası kireçli, tamirci gelmiş konferans verir gibi konuşuyor, evin hanımı salak gibi elinde “soda” yazılı bir kutu tutuyor filan. Biri diş macunu icat etmiş, dişler inci gibi oluyormuş. 3-4 kaslı adam ve kadın acayip acayip demirden cihazın üstünde, yanında, altında ama ille de sırıtarak “ab sub swiling” türü şeyler söyleyerek ne kadar göbek eriteceğinizi anlatıyorlar. Bunlar herhalde diğer kanaldaki diş beyazlatıcıdan kullanıyorlar, nedense aklıma o geldi.

reklanm.jpg

Bir de Kosla sıvı var, bu adamlar öğle vaktini parsellemiş, paraları kum gibi anlaşılan, nereye baksan bunlar çıkıyor. Bir sürü de saçını saçıp savuran karı var, güya birileri bunlara imreniyormuş vs. Dondurma reklamı da çok, gören de birşey zannedecek, uyduruk şeyler, hiç mi dondurma görmedik. Sonra diş etinizde kanama varsa Colgate kullanacakmışsınız, bilginiz olsun.

diser.jpg

Reklamlarda uzun süre kalamıyorsunuz, bir de müzik kanalı gördüm, Mahsun klip çekmiş. Bu herif hiç adam olmayacak, gitmiş gene tropik bir adada pantolonla suya giriyor. Geçmiş yıllarda da pantolonla jet ski yapıyor, bir başkasında tropik adaya helikopterden atlıyordu. Bunların imaj danışmanının, neyse, ağzımızı bozmayalım. İşte, Mahsun bu klipte abuk subuk sözlerden oluşan bir şarkıyı son heceleri uzatarak okurken yan gözle çevredeki bikinili kızlara bakıyor, ağlar gibi yüz hareketleri yapıyor. Bir de kimin aklına geldiyse kumsalda yanına iki köpek koymuşlar, bildiğiniz zavallı iki sokak köpeği. Mahsun güya köpekle birlikte koşuyor, ama anlatılmaz yaşanır, gidin klibi izleyin.

mahzn2.jpg

Neyse eziyet, pardon klip biterken Mahsun tropik adada gün batımını ufuklara bakan adam tribiyle izliyor. Kasedin çok satacağından eminim. Ha, imajcı kardeş, birdahaki sefere tropik adada denize sokacaksanız ya herife adam gibi bir şort yahut haşema giydirin, ya da takım elbiseyle denize sokun, daha otantik olur.

atayaz.jpg

Bu arada aynı kanalda sürekli açık saçık görünen bir hanımın da klibi çıktı, kadın anormal bir kıyafetle elinde deynekle göz doktoru gibi duvardaki harflere filan işaret ediyordu. Sürekli garip hareketler yapan kılıksız tipler de dikkatimi çekti, herhalde klip denince anlamsız şarkı, çıplak kadın, çıplak erkek, anlamsız hareketler gibi şeylerin biraraya gelmesi gerekiyor. Bir de mümkün olduğunca gülünç bir senaryo tercih ediliyor. Bunları dinleyen var mıdır? Hayret. Unutmadan, birde İbo çıktı, ağlayarak mezarlıkta bağırıp şarkı söylerken öteden hüzünlü bir ifadeyle Aydemir Akbaş göründü, ben daha fazla dayanamadım, kanalı değiştirdim.

sarkis.jpg

Sırf film, müzik, reklam izlemedim elbette, arada haber de vardı. Denizli’de köylüler tavşan fare arası bir yaratık yakalamışlar, ondan bahsediliyordu. Arap Tavşanı diyen var, köylüler kameraya tuhaf tuhaf sırıtıyor, çocuk da tavşan mıdır neyse yaratığı almış televizyona bir şeyler anlatıyor. Habertürk de bir halt var gibi uzattı da uzattı, yok Merkez Bankası bunun resmini yapmış, latince adı neymiş, aynı lafı 10 kere çeviriyorlar.

araptav.jpg

Bu saatlerde bir de saatlerce borsa, döviz haberi oluyor. Şık kıyafetli hanımlar, gözlükleri parlayan, gömlekleri ve dişleri beyaz ötesi adamlar durmadan ABD, Japonya lafı ediyor. Arada sektör temsilcisi diye birileri gelip anlamadığım şeyler söylüyor. Bunların da heveslisi var ki televizyonlar ekonomi haberi veriyor. Bana kalsa tümünü kovar kanalı kapatırım. Bu işlerin açıklaması olmaz, arz ve talebe göre çalışır piyasalar. Yüksekken sat, düşükken al. Nasıl ama? Alın size en kral analiz. Bu lafı kulağı oradan tutup anlamsız ifadelerle söylemek için ille de şık hanım, beyaz ötesi bey bulmak zorunda değilsiniz.

turkcelel.jpg

Unutmadan, bir haber kanalında diyanet işleri başkanını gördüm, Ankara’da su sıkıntısı üzerine konuşuyormuş. Her iş bitti sıra buna mı geldi, meteoroloji ve DSİ’yi de diyanete bağlasınlar oldu olacak. Devlet memuru imamın duası kabul olsa gökten kademe, derece, maaşa zam yağardı. Boş laf bunlar.

baskandiy.jpg

Ulusalcı bir kanalda da keçi sakallı gençten biri Türkiye’nin nasıl satıldığını anlatıyordu. Hala mı be, insanda biraz izan olur. Bir kanalda mahalli haber veriyorlar, birvilayette memurlar halk müziği korosu mu kurmuş, gidin işinize demek lazım, tövbe estağfirullah.

yereltv.jpg

Bir iki de yemek programına rastladım. Sürekli soğuk espri yapmaya çalışan bir aşçı eşliğinde bir şarkıcı ile sunucu pahalı bir mutfakta pirzolalı bir yemek yapıyorlardı. Ben en son pirzolayı nerde gördüğümü bile unuttum, herif şu kadar kalem pirzola diye tarif veriyor. Sonra bu yemeklerin porsiyonları küçük. 6 kalem pirzola benim için çerez yerine bile geçmez, pirzola dediğin adam başı 1-2 kilo olmalı. Sonra millete ot yeyin, yulaf yeyin derken nerden çıktı pirzola? Sağlık uzmanı öteki kanalda sallayıp duruyor kolesterol bilmem ne olurmuş diye, herifler burada kalem pirzolayı yufkaya sarıyor.

pirzola.jpg

Hasılı gündüz televizyon izlemek eğlenceli şeymiş, bunu bilir bunu söylerim. Özellikle Türk filmleri çok güzel ve bol, insan hangisini seçeceğini şaşırıyor. Ev kadınlarına imrenmemek elde değil.

One Response to “Sergüzeşt-i Televizyon”

  1. Fethi bey sizin ve saygıdeğer yorumcu blog ahalisinin kandilini tebrik ederim…

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş