İZLENİMLER YORUMCULARINA İTHAF EDİLMİŞTİR

Bir Teravih Macerası ve Itri’nin Kemikleri

Ramazan geldi, hani Bektaşi demiş ya, mübarek 11 aylar nasıl da geçip gidiverdi, işte geldi mübarek 12. ay. Tüm Türk ve İslam alemine hayırlar getirsin. Ben de bu vesileyle (ve laf söz olmasın diye) dün mahalle camisine teravihe gittim. Daha önce bir yatsı namazı sırasında camide gözlem ve incelemeler yapmıştım, kısaca ondan bahsedeyim. Camide toplam (imam dahil) 15 kişi vardı. Namaz bitince oturup yanan lambaları saydım. Fiilen 30 tane 10′luk tasarruf ampulü, 8 tane 60′lık sarı ampul ve 4 tane 40′lık fluoresan lamba aktif vaziyetteydi. Dışarıda dikkatimi çekti, caminin minaresinde 12 kadar yeşil renkli çubuk lamba da yanıyordu. Bu kadar ampule gerek var mı diye düşünürken yanımdaki arkadaş “caminin iç süslemeleri çok güzel” diyerek başka bir noktaya işaret ediyordu.

İşte bu camiye teravih için ezanla birlikte yola çıktım, saat tam 21.00′de ezan bitti sünnete başladık. Camide 35-40 kadar, bir kısmı çocuk cemaat vardı. Birbuçuk saf olduk. Daha sonra epey bozuk sesli acemi bir vatandaş kamet getirdi, farzı ve son sünneti tamam ettik. 4-4-2 yani 10 rekatı bitirdiğimizde saat 21.16 idi. Teravihe başlayacağımızda imam arkaya dönüp hızlı bir ses tonuyla “Altı Dört” kılacağım dedi. Cemaatin çoğu anlamamıştır ama bu 6 rekat ve 4 rekatte selam vermek suretiyle 20 rekatı tamamlayacağız anlamına gelir. Neyse “iyi, namaz çabuk biter” diye düşündüm. Hakikaten imam biraz da surelerin kafasını gözünü yararak 6-4-6-4 sistemiyle 17 dakikada namazı bitirdi. Aralarda salatı ümmiye de okunmadı. Yalnız 20 rekat bittiğinde 3 defa okundu ama koro olarak felakettik. Bir defa müezzin makamındaki arkadaşın önünde mikrofon vardı ve sesi de berbattı, cemaatin geneline ayak uyduramıyordu. Büyük bestekarımız Itri’nin tekbiriyle birlikte en ünlü bestesi olan Salatı Ümmiye bizim mahalle camisinde katledildi.

Neyse kalktık Salatı Vitri eda ettik. Her zaman olduğu gibi 3. rekatte “acaba yanılıp tekbirle rükuya giderek rezil olacak mıyım” stresi yaşadım ama kazasız belasız onu da atlattık. Namaz ve tesbihat bittiğinde ilk teravih maceram 45 dakika sürmüştü. Namaz çıkışında bizim oğlanla maçın kalan kısmını izlemek için koşturduk, içimizdeki Macar olarak hakemin sebebiyet verdiği faciaya fiilen şahit oldum.

O da başka zamana.

Sizden Gelenler 3: Yayla Havası

Bir yorumcumuz M. Akif bey de Denizli yaylalarından mangal manzaralarını göndermiş. Güzelim resimleri bir word dosyası ile perişan etmesine bakmayarak buraya aktardım. En dikkat çekici manzara “çiçek dalda güzeldir, kuzu şişte” beytini doğrulayan mangalda şiş görüntüleri oldu. Bunlar da M. Akif’ten gelenler:

Read more…

Sizden Gelenler-2: Kanada’nın Kazları

İkinci hevesli yorumcumuz Kanada’dan Betül hanım, Betül’e merhaba diyor Niagara civarındaki piknik resimlerini sizlerle paylaşıyoruz. Türk insanı otoyol refüjleri dahil her tür yeşillik üzerindeki piknik kabiliyetini Niagaraya kadar taşımış, gurur duymamak elde değil. Bu arada kunduzu beğendim, Ontario kurtlarının reisi rahmetli Kaptan Swing’in kafasında bundan bir tane var gibi hatırlıyorum. Neyse, işte Betül’den gelenler:
—————————————–

Merhaba

Resitaller piknikle baslayinca piknikle devam edeyim Pazartesi gunumun ozetini sizinle paylasayim istedim. (Pazartesi mi? Orada hafta içi de pikniğe mi gidiliyor, şu Kanada göçmen bürosu ile bir temasa geçeyim bakalım, FST)

niagara1.jpg

Herkes mangal yakar yakar da, dunyanin yedi harikasindan birinde Niagara Falls’da yakmak herkese nasib olmuyor ne yazik ki. (Kanada orman polisi bu işe ne diyor, “Ormanda ateş yakmayın, doğa sevenleri ağlatmayın” türü maniler söyleniyor mu?,FST)

manzara2.jpg

-Sehrin 20 km yakinindaki bag evlerine benzer mi bilemiyorum artik- (Suat beye adam gibi bir piknik şart oldu artık, aksi hlde milletin çenesi durmayacak, ortamı zenginleştirme noktasında ben de yiyici olarak katılabilirim, lazer bıçağını da görmüş oluruz hem. Türkiye’mizde nice şelaler ve de çağlayanlar var ki Niagara küçük bir su sızıntısı kalır yanlarında, FST)

kofteler1.jpg

3 ve 4. fotograftakiler kanada kazi “canada geese” (Bunların et durumu nedir, mangala gelir mi? FST)

kazkafa.jpg

kazlar1.jpg

6. Kanadanin maskotu kunduz. Kendisiyle ilk kez bu gun muserref oldum. (Güzel hayvanmış. İnşallah hayvanı vurup kafaya giymemişsinizdir, FST)

rakun1.jpg

Beklerim… (Ben büroda işleri halledebilirsem seneye oradayım, kaz çevirip rakun vurmak için ideal yermiş. FST)

Betul

Sizden Gelenler-2: Kanada’nın Kazları

İkinci hevesli yorumcumuz Kanada’dan Betül hanım, Betül’e merhaba diyor Niagara civarındaki piknik resimlerini sizlerle paylaşıyoruz. Türk insanı otoyol refüjleri dahil her tür yeşillik üzerindeki piknik kabiliyetini Niagaraya kadar taşımış, gurur duymamak elde değil. Bu arada kunduzu beğendim, Ontario kurtlarının reisi rahmetli Kaptan Swing’in kafasında bundan bir tane var gibi hatırlıyorum. Neyse, işte Betül’den gelenler:

Read more…

Domates ve Kahvaltı Beyanındadır

Eleştiri getiren bir yorumcumuz sade domates yemekle olmaz, esas olan ana yemeklerdir demişti. Ben de domatesi kahvaltıda diğer yiyeceklerle birlikte tükettim, bu yazı onu hikaye eder.

Efendim sabah kalktım, bahçeyi suladım. Çimleri sulamak için kullandığım iki tane cihaz arızalanmış, sabit bir noktayı sular hale gelmiş, biraz kurcaladım, kumunu temizledim ama nafile. Ben de eskiden kullandığım daha dar bir alanı daha hızlı sulayan mekanizmayı kurdum. Çim alanı pek büyük değil, 70 metrekare filan, neyse kelepçeleri taktım ve çeşmeyi açtım. Kelepçe demişken, bu hortum kelepçelerini düz tornavida ile sıkmanız lazım, yalnız bu esnada sakın kolaylık olsun diye kelepçenin karşısını elinizle tutmayın. Tornavida muhakkak fırtıp elinizi yaralayabilir.

Read more…

Sizden Gelenler-1: Resital

Paylaşım çağrıma ilk cevap Suat beyden geldi, kendisi bir haftasonu mangal sürecini bizim için resimleyip açıklamış, kendisine teşekkür ederim. Aralarda polemiğe yol açacak ifadeleri de var ancak ifade serbestisi yüzünden yayınlamak durumundayım. Bir de yanmış köfte ve biberlerin resimlerini gönderme cesareti ayrıyeten tebrike şayan. Yalnız böyle 30 tane resim yollayınca yüklemek çok zamanımı alıyor, vur deyince öldürmeyelim, şöyle 3-4 resim yeter. Suat Beyin resimleri estetik ve anlam bakımından feda edilemez olduğundan tümünü yayınladım. Sadece köfte mi kömür mü anlayamadığım birini çıkardım, o da dostluk hatırına.

Read more…

Öncülük Ediyorum

Robdöşambr ile günlük hayata dair yazılara başladıktan sonra pek çok yorum blogcusu imrenerek “ne güzel, biz de şöyle şeyler yazsak” derken, Derinsular Memorandum bu konuda somut bir adım atmış bulunuyor. Serdar bey şöyle demiş:

Civic Images

İzlenimler yazarı Fethi Sipahi Tan, kısa bir süre önce siyaset yazmaya ara vererek bundan sonraki yazılarını ‘gerçek bir web günlüğü olma iddiasında’ olan ‘Fethi’nin Robdöşambrı‘nda kaleme alacağını söylemişti.

Ben de benzeri bir yoldan giderek Civic Images adlı bir sitenin yayınına başlıyorum. Ancak bu site, ‘Ne ettim?‘den ziyade, ‘Nerede ettim?’ sorusuna yanıt verecek. Dahası, her gün onar yirmişer girdiyle güncellenerek kısa sürede binlerce sayfalık bir içeriğe sahip olacak. Sonuçta epey ciddi bir rakiple karşı karşıya olduğum için bunun gereğini yerine getirmem gerekiyor. Detaylar burada.

İngilizcem yeterli olmadığı için tam çıkaramadım, muhtemelen “Cıvık Resimler” anlamına geliyor. Serdar Bey’in benimle rekabete kalktığını tahmin etmiyorum, gerçi rekabet iyidir ya, neyse kendisine bu girişimde başarılar dilerim.

Resimleri Yollayın

Geçenlerde yorumcumuz Manyakadam (ki ortalıkta yok, hayırlı haberini alan varsa haber versin) şöyle bir öneride bulunmuştu:

fethi beycim, domateslerine bakiyorumda, masallah iri iri.. yani bosyok dedigin gibi. her yani dolmus tasmis. bereketli adamsin demekki. (bide sunnete ittibaya daha cok dikkat etsen tam hepten makbul adam olacaksin.) neyse simdi konuya geleyim: diyorumki bizim memlekette evinde balkonunda bahcesinde birseyler besleyenler cok. simdi sende bencillik yapma, birtek kendi bahcenin domatesini yayinlayacagina suraya bir email adresi koy millet kendi bahcesinin de resmini gondersin. kucuk hikayelerini de yazsin. misal: “bak bu benim sivri biberim” yada “bak bu da benim domatesim, seninkinden iri” olabilir. boylece sitedeki kardeslik baglari kuvvetlenir. ileride ayni isin “bak bu benim evin mutfagi” yada “bak bu benim duldul murat serce” sekilleride olabilir. teknolojiye uymak lazim.

Ben de bunu makul ve mantıklı buldum, sizlerden gelecek günlük hayattan resim, yazı vs. bana yollarsanız burada paylaşmış olur, üzerinde fikirleşiriz.

e-posta: sipahitan [at] gmail.com

Fethi Usta Mutfakta-I: Tuzlu Domates

tomatisder.jpgBugün yemek tarifi vereceğim. Portakalağacı, Oburkedi, Devletşah ve diğer binlerce blogcu endişe etmesinler, ekmeklerine göz dikmiş değilim. Arzu ederlerse bu tarifi sitelerine eklemekte serbestler, bizde bilgi amme malı, telif hakkı yok. Vatandaş afiyetle karnını doyursun. Gelelim tarife, efendim bugünkü yiyeceğimiz hayli hafif birşey, tuzlu domates. Önce bir kişi için gereken malzemeleri sayalım:

4-5 adet iri Fethi bahçe domatesi
1 adet bıçak
1 Tuzluk
1 parça kağıt havlu

Read more…

Pazara Gittim

kumas.jpgBugün semt pazarına gittim. Bizim hanım perdelik parça kumaş bakacakmış, ben de “iyi olur, hava alırım” dedim. Bu heves bana 25 papele mal oldu ama ne yapalım, o da lazım. Semt pazarına geldik, ortalık bayağı kalabalık, şehrin geniş caddelerinden biri trafiğe kapanmış, kenar sokaklara doğru açılan yollara da terlik, iç çamaşırı, perde türü satanlar dolmuş. Epey ilerledik, daha önce oraya gelmiş kayınvalide ve baldızla da buluşup, daha önceden bilinen parça kumaş satıcısının tezgahına yanaştık. Neyse ben sağa sola bakınırken hanımlar kumaş tomarlarını deşeleyip içinden birşeyler buldular. Bu kumaşlar kilo ile satılıyormuş, neyse tart bakalım iki kilo perde diyerek espri yapmaya kaltım ama benden başka gülen olmadı. İki kumaş arasında kararsız kalındı, biri 12 YTL biri 15 YTL tutmuştu, 15 YTL tutan daha kalın, makbul bir kumaş ki bunun alınması yönünde bir karar oluştu. Ancak kumaş epey uzundu ve işimize yaramayacak kısmını almak istemedik, satıcı da bu defa “ben kumaşı kesemem” diye çamura yattı, zira nerden baksan 5 YTL kaybedecek. Neyse, kayınvalide herifle epey pazarlık etti ama adam bizim alıcı olduğumuzu anladığından gram inmedi, diğer kumaşçı da ortalıkta yoktu, blöf yapamadık, mecbur parayı bayıldım. Dönüş yolunda 50 kuruşa kilot, 3 YTL’ye tişört, 5 YTL’ye gömlek gördüm ama kendime hakim oldum, ihtiyaç yok nasıl olsa, israf olmasın diye.

uzum.jpgSebze meyve bakındık, iri siyah üzüm aldım, 75 kuruştan iki kilo ver dedim, adam tarttı “abi 2 milyonluk olsun mu” dedi, ben de “de hadi olsun bakalım” dedim. Esnafı kollamak lazım. Çocuklar çekirdeksiz sever diye 1 YTL’den de çekirdeksiz üzüm aldım. Sağda solda 1.25, 1.5 YTL’ye de üzüm vardı, 1 YTL’yi aryıp buldum. 4 tane de mısır aldım, taze yumuşacık, ona da 1 YTL verdim. Evde zeytin kalmamış, bir kilo da çizik zeytin aldım, 5 YTL. Pazar epey canlıydı, benim bahçedeki domateslerden vardı yığınla, kilosu 1 YTL, seri halde ekilenler 50 kuruş. Hıyar 40 kuruş, biber 1 YTL vs. Biber de boldu, kilosu 0.75-1 YTL arası, neyse almayalım dedik. Eve döndüğümüzde bir de ne göreyim, bir kilo biber var. Meğer kayınvaldenin biber bizde kalmış.

Neyse sağlık olsun, zaten canım çekiyordu.

Kapat
E-posta ile paylaş