Yaşadığım yerde bir kitapçıya gittim. Maksat vakit geçirmek. Çocukla da tanışıyorum, girişken biri. Dükkana bir iki masa atmış, gelene çay da ikram edecek. Aferin. Neyse beni gördüğüne epey sevindi, şimdi okullar kapalı olunca gelen giden yok, zahir hem “Fethi bey bir iki kitap alır siftah yaparız” diye düşünmüştür, hem de “sohbeti hoş adam, vakit geçer” demiştir. Ne var ne yok derken ben de raflara bir göz gezdirdim. Kıyıda köşede eski kitaplar gördüm, mesela Tonguç’un köy enstitüleri ile ilgili mektupları vardı, epey göz gezdirdim. Milli Eğitim işinde gram ilerleme kaydetmemişiz, onu anlamak için dahi okumak yeter. Problemler, şikayetler hep aynı. Konuyla ilgilenenlere önermek lazım.
Ben bir iki tavsiyede bulundum. O esnada kırtasiye bölümüne ev hanımı olduğunu zannettiğim biri geldi ve “Sizde örümcek adam posteri var mı” diye sordu. Kitapçı genç bir iki dergi deşeledi ama bulamadı. Biri de dua kitabı türü birşey sordu. Aklımda kalmamış. 1-2 saat orada kaldım, başka müşteri uğramadı. Bu esnada iki bardak çay, bir de duble kahve içtim. Çayları ters bir kahveci çırağı getiriyordu. Elimde çay raflar arasında dolaşırken tabağı bir rafta bırakmışım. Çırak sert bir sesle tabağı sordu, ben mahcubiyetle rafı gösterdim. Esnafa zorluk çıkarmamak lazım.
Bir kenarda Gelişim Yayınlarının 5 Ciltlik Devrimler ve Karşı Devrimler ansiklopedisini gördüm. Muhtemelen bir iki yıldır ellenmediğinden çok tozluydu. Hemen bir kenara ayırdım. Bir de resimli 4 cilt ansiklopedi buldum. Çocuklar için sayılmaz ama resimli olunca onların da ilgisini çeker diyerek onları da aldım. Türkiye’de çok partili düzene geçişte dış etkenler diye bir kitap ilgimi çekti, şu anda da onu okuyorum, yarıladım. Bence iyi yazılmış, Kemalizm ile İtalyan, Alman faşizmi, Rus komünizmi etkileşmesini belgelerle açıklıyor. Asıl kabahatin Atatürk’te olmadığını, Recep Peker ile İsmet İnönü’nün dümen yaptığını filan ileri sürüyor. Pek de haksız değil gibi ama incelemek lazım. Neyse, 3-4 kitap daha aldım.
Hepsi 50 lira oldu. Bence makul, o ansiklopediyi nereden bulacağım, çocukta kredi kartı yok, sonra ver filan dese de sarı elliliği tezgaha attığımda gözleri ışıldadı.
İşte böyle.
Posted on Ağustos 19th, 2007 by robdoshambr
Filed under: Uncategorized | 6 Comments »










